7 Ocak 2009 Çarşamba

mfö demiş hoş demiş ley ley lim lim ley...

freud'an özür dileyerek,
geçen gün ,aklımın, bilinçaltımın ,bilinçüsütümün hiçbir yerinde olmayan pek de sevmediğim esasında yolumuzun çok da kesişmdiği -hani kırk yılda bir gördüğüm diyeyim lafı uzatıp- evli bir arkadaşımı rüyamda hamile olarak gördüm.
birkaç gün sonra tesadüfen karşılaştık -hralde bir yıldır görmüyordum.
selamlaştık."geçen gün seni rüyamda gördüm:hamileydin"dedim.
"biz boşanıyoruz sen bebek mi gördün?" dedi...
...
sonra ayaküstü çok kötü günler geçirdiğini hatta dibe vurduğunu falan anlattı.sanırım insan çok üzülünce zaman- mekan- kişi ayırmadan kederini konuşmak istiyor...
vaktim olmadığıdan mı yoksa artık insanların sıkıntılarını dinlemekten sıkıldığıman mı bilmem:

"sapanın ucundaki taş gibiyiz,ne kadar derine çekilirsek; o kadar uzağa fırlarız...
ne kadar dibe vurursan okadar iyidir aslında
"dedim...

çok mu yüzeyseldim bilmiyorum?



yağlı boya çalışırken ya da tasarım yaparken,yalnız olmayı seviyorum ;lakin sessizliği sevmiyorum.müzik -hele de klasikse- yalnız çalışıyorken uykuma vesile oluyo.en iyi seçenek tv.işte şimdi tv 'de birbirinden salak programlar arka arkaya dönerken ve ben de tiner kokusuyla artık kendimden geçmişken bir cümle duydum ,işim bitince uyumadan bloguma kaydedeyim dedim :

"düştüğümüz kuyu o kadar derin değil aslında;tutunmak için tuttuğumuz ipler yetersiz"
kimbilir belkide?

düştüğümüz yer derinse, ulaştığımız yer zirve değilse de oralarda bir yer olacak,
düştüğümüz yer derin değilse,oradan sağlam iplerle kurtulabileceğiz...

her türlü kurtuluş ümidi var...


benim de hala umudum var...

7 yorum:

Simon Templar dedi ki...

boyunu aşıyorsa her kuyu derindir.
resim ne güzelmiş.

KUGUU dedi ki...

ne guzel resm
cok da uymus
:)

etipuf'un paleti dedi ki...

simon,
boyunu bir cm geçse derin midir yinede ?
hem bir cm bile olsa sağlam bir ip lazım değil midir?

teşekkür ederim...

kuguu,
aslında bazen fotoğrafları çekiyorum uygun birşeyler bulunca yayınlıyorum...
bunu sanırım 2 ay oldu çekeli..
bugün uygun buldum yazıya iliştirdim..teşekkür ederim...

Simon Templar dedi ki...

hmm, boyunu bir sm. geçse kendini çekebilirsin. o zaman kollarınla uzanıp kendini çekemeyeceğin her kuyu derindir diyeyim.
ya ip dersen düşülen kuyuda ip bulmak hayal gibi birşey. o zaman da onu bir atan olması gerek ki o da hiç gerçekçi bir beklenti değil. o yüzden galiba insanın hayatta en değerli varlığı kendini çekmeye hazır bekleyen kolları. bir de zıplama kabiliyeti.
[o televizyonda duyduğun cümle iyiymiş aslında. ben de orada ip yerine kolları koymuş oluyorum.]

etipuf'un paleti dedi ki...

kuyu darsa, iki elinle uzanıp çıkamayacak kadar mesela...

bir de kuyu da göreceli,ben dar bir kuyu hayal ettim mesela... bana göre zaten burada kuyu sıkıntıyı temsil ettiğine göre elini uzanıp çıkacağın birşeye yani kolaylıkla halledebileceğin bir olaya sıkıntı demezsın...en azından ben demem..bu da insanın sıkıntı dediği şeyin de göreceli olduğunu gösterir.acı eşiğiyle alakalı bir durum olsa gerek...

ikinci olarak da ip zaten o durumdan kurtulmak için gösterdiğin çabayı temsil ediyor...yani durumdan kurtulmak için daha güçlü yöntemler varken biz daha zayıf şeyleri seçiyoruz ;yani ip orada duruyor ve sen kollarınla çıkmaya çaışıyorsun demek istiyor...

dodo dedi ki...

dibe doğru gittiğin her saniye, bir sonraki saniye yukarı çıkma olasılığını artırmaktadır.
Hiç yapamadığım bişey ama yine de ne kadar uzun düşmüşsen o kadar umutlu olman lazım dibe ulaşıp tekrar çıkmak için....

etipuf'un paleti dedi ki...

dodo,


"sapanın ucundaki taşlar gibiyiz " demiştim ya, işte öyle yani......

sapanlar vardır ,ucuna taşı koyarsın önce lastiği geriye doğru çekersin ,ne kadar geriye cekersen o kadar uzaga fırlar taş...