7 Şubat 2009 Cumartesi

Mutlaka değişmek gerek...Beyaza boyamalı ama Kiminle? Nasıl? Nereye sokağını




hayat, bizimle dalgasını geçerken biz biricik olduğumuzu düşünüyor kendimize sanat eseri gibi davranırken hatta içten içe kendimize kızıyorken bile "bu hassas bu mükemmel varoluşun başına neden bunlar geliyor" u sorguluyoruz...

***
dinlediğim insan hikayelerine baktığımda birilerinin üzülüp ağladığı şeyi bir başka zaman diliminde bir başkası da aynı şekilde yaşamış oluyor oysa...
ama herkes kendi yaşadığının biricikliğine inanıp kendini o sorunla uğraşan tek kişi zannediyor...
***
6 yıl önce bir arkadaşım kız arkadaşıyla aynı evi paylaşıyordu...
ikisi de aynı memlekettendi...ikisi de heykel bölümünde okuyordu...
dışardan iyi gibi görünen bir ilişkileri vardı sonra bayağı ağlaşmalarla dolu bir hal aldı...neyse bitti çocuk ispanya'ya heykel sempozyumlarına giderken tanıştığı bir ispanyolla evlendi...kız da bir üniversitede öğretim üyesi oldu...
benım beklemediğim bir finaldi...
herneyse...


***
geçen gün bir arkadaşımdan almak zorunda olduğum birkaç eşya vardı...yol üzerinde benim eve geçip alalım dedi...
evini hiç bilmiyordum zaten çok samimi bir arkadaşım da değildi...
evine gittik bir baktım yıllar önce benım arkadaşımın kaldığı ev...
mutfağının ,hemen evin giriş kapısına baktığı ,küçük kutu gibi bir evdi...
arkadaşımın mutfakta arkası dönük su doldururken ki halıne bakarken lavabo kapısından erkek arkadaşının çıktığını farkettim...
***
filmlerde en sevdiğim şey geçişlerdir...
sözgelimi filmin başında gördüğün bir obje filmin sonuna doğru çok başka bir şekilde çok başka bir yerde yeniden ekrana gelir ya...
yani bir karede bir bardak vardır, uzun bir aradan sonra filmin sonuna doğru o bardak çok başka bir şekilde başka bir yerde karşına çıkar ve sen şaşırırsın...
***
işte tam da böyle filmlerde ki geçişler gibi bu arkadaşımın mutfaktan su içtiği sevgilisininde tuvalaetten çıktığı o sahne beni taa altı yıl öncesinde bu evde hemn hemen her anına tanık olduğum o garip ilişkiden sahneler geldi gözümün önüne...
ayrıldıkları gün...
kızın oyalanmak için mutfağa su içmeye gittiği çocuğunsa bir daha karşılaşmamak için lavabo faslını uzattığı ama kızın pes etmeyeceğini anlayarak tuvaletten çıktığı o sahne...
orada bir ayrılık dayanılmazlığı, sessizliği yasanırken ,bugün gördüğüm bu karede gayet sıradan bir sabah uyanış sahnesi yaşanmaktaydı,tıpkı filmlerdeki gibi...
***

tıpkı bunun gibi...tuhaf bir durum yaşadım...hayat ne garıp diye düşündüm...
yaşanmışlıklar...bu ev nelere tanıklık etti...sahneler aynı gibi görünse de durumlar ne kadar değişikti...
***
ben böyle düşünürken fonda cem adrian'ın son albümü -ya da ilk ve son bilmiyorum-çalıyordu...
ajda'nın "kimler geldi kimler geçti"sini söylemiş bunu o an öğrendim...
onun ağzına, bu şarkı yakışmışmıydı tartışılır; ama o an zihnıimden geçen bu düşüncelerle "kimleeer geldiiii hayatımdan kimleer geçtiiiii" diyen sözler o ana çok yakıştı...
***
sonuç olarak,herkes bir yerde birgün aynı şeyleri yaşıyor,ve zaman herşeyi değiştiriyor...

1 yorum:

.. dedi ki...

ne hayallerle ümitlerle,,
mutlu olmaktı dileğimiz..suçlu ne sensin ne de benim,,şimdi sensizim sen de bensiz...biliyorum ne alaka ama "gözlerin yeter diyorum"
:)))))))))))