22 Nisan 2009 Çarşamba

ben alalade ,sen nadide...

Geçen gün otobüste oturacağım koltukta bir cep telefonu olduğunu farkettim.muhtemel benden önceki yolcu unutmuştur diyerek otobüs şoförüne verdim…sonra yerıme geçtim..
Biraz sonra adam telefondakı son aranan numarayı arayıp, telefonu nereden alabileceklerini bildirdi… muavınin:
“ abi kim verdi bu telefonu? “ sorusuna cevabı şu oldu şoförün:

“Ne biliyim arkadan BAYANIN BİRİ getirdi verdi…”





Bana çok aşık olan adamlar da oldu evet…

Bensiz yaşayamayacağını sananlar…

Benim de uğruna çok acı çektiklerim tabi ki…

Bazen ikisinin kesiştiği oldu,

Bazen benden bağımsız bazen de onlardan bağımsız…

Oldu…

Klasik Amerıkan sıneması konusu olabilecek türden hikayeler, cümleler..

Aşk uğruna ne söylense sanki klişe, sanki ne söylense “aa ben de öyle hissetmiştim, ben de bunları yaşamıştım” hissi…




***




Hayat ,yüklediğimiz anlamlarla ilintili …tamamen…
Bana aşık olan belki bensiz öleceğini söyleyenlere ,benim gibisini bulamayacağını düşünenlere inat,otobüs şoförü noktayı koydu: BAYANIN BİRİ…


Bayanın biriyken,adamın tekıne ;

Ya da adamın tekıyken ,bayanın birine anlamalar yükledik…

işte hepsi bu!

4 yorum:

Sebnem'den dedi ki...

pişttt!Bayanın biri!
Hahaha...Ne kadar farkındasız yaşıyorlar ya...Tamam bizde Hero muammelesi görmek istemiyoruz ama..
Bayanın biri,adamın biri...

solar dedi ki...

o kadar haklısın ki.. bulunmaz 'hint kumaşı sanrısı' diyorum ben buna. sanıyoruz sanıyoruz ama bir gün geçiyor illa ki..

şebo gibi "hep sanmışım" diyoruz sonra da:)

veranda dedi ki...

bir de yüklemeyi bildiğimiz gibi geri almayı da bilebilseydik..


hola

etipuf'un paleti dedi ki...

şebnem,
efendım baaayanın tekiii:)

solarım,
Şebnem ferah desin biz dinleyelim zaten...yazıya uygun hakikaten hemen bir "mayın tarlası" açayım...

tabir de çok yerınde "hint kumaşı sanrısı" :))
neyseki geçiyor dediğin gibi...


veranda,
biz resim çizerken ,arada ayağa kalkar biraz uzaklaşır çizdiğimiz resme belli bir mesafeden bakarız...ölçülerin doğru olup olmadığını böylece anlayabiliyoruz.yakından bakıldığında yanıltıyor genellikle...
sanırım kendi hayatımıza da biraz uzaktan bakma şansımız olduğunda anlıyoruz herşeyın esas değerini..yani üstünden biraz zaman geçip olayın sıcaklığı bittiğinde...
belli bir perspektif gerekiyor görmek için ölçülerin doğru olup olmadığını...yüklediğimiz anlamların yerınde olup lmadığını, yüklediğimiz kişiye uygun olup olmadığını...

yani zamanla anlaşılıyor

bu arada ömür de geçiyor ...