12 Eylül 2009 Cumartesi

Diyebilir misin ki tek doğru budur,bir düşün kaç kere ev bark döşedin



Babasız bir çocukluk geçirdiğimi söyleyebilirim...
babamın Almanya'da öğretmenlik yaptığı ve yılda iki kez gelebildiği o yıllar 6-13 yaşlarıma denk gelir ki hasret kelimesini boylu boyuna yaşadığım öğrendiğim dönemlerdir...
***

***
Sezen Aksu'nun ki hep en sevdiğim olmakla birlikte albüm almak çocukluktan beri en bayıldığım şeydir..
ilk aldığım Sezen Aksu albümü GÜLÜMSE'dir...
daha doğrusu babamın annemle çıktıkları çarşı alışverişinden önce, babamdan ,peşlerine takılmaman koşulunda istediğim rüşvettir... (yaş sekiz)
ve benim için en özel albümlerinden biridir...
hele de bir "tutsak" şarkısı vardır ki ne zaman dinlesem beni çocukluk yıllarımın kıyısında gezdirir...

***
iki gün önce Ece Temelkuran bir köşe yazısında, özen yula'nın son kitabının çıktığından kendisinin de bu kitabı çok beğendiğinden sözetmişti...
anlatıklarından hareketle kitabı okumak istedim,soluğu herzamanki kitapçımda aldım,yoktu...sonra bir başkasında...orda da yoktu...
böyle anlarda herzaman tıpış tıpış gelip içime oturan o muhteşem duyguyla-hayalkırıklığı- murathan mungan'ın hayat atölyesi kitabını aldım...zaten merakta ediyordum...


Sonra Ece Temelkuran'ın "bütün kadınların kafası karışıktır" ını aldım,
sonra Özen Yula 'ya artık bir kere niyetlenmiş olduğumdan ve bugüne kadar kendisini hiç okumadığımdan bir de onun başka bir kitabını aldım ...kendimi öylece mutlu etmeye çalıştım,şehrimin imkansızlığının yarattığı hayalıkırıklığından sıyrılmayı böylece becerdim...
Sonra önceliği murathan mungan'a verdim...
hayat atölyesi'nde:
"Biz geçer gideriz,ama anılarımızın köşe başlarını şarkılar söyler" diyen bu satırlara taklıverdim...
düşündüm,kendi kendime "şimdi Gülümse albümünü her dinlediğimde hatırladğım ,babamın Almanya'ya dönmeden önce son hazırlıkları tamamlamak için çıktığı o alışveriş gününü tüm ayrıntılarıyla hatırlayıp dönüşte getirecekleri albümün sevinciyle, babamın iki gün sonra gidecek olmasının mutsuzluğunu birarada hissedebildiğim o garip çocukluk şaşınkınlığını bütün ayrıntılarıyla hatırlıyor olmam tam da bu sebepleydi..."demek dedim...

insanlar büyüdü ,zaman değişti, ben unuttum gitti, ama şarkılar anılarımın günlüğünü tutmaya devam etti...


" geçiyor günler çok üzgünüm ,geçiyor akşamlar sessiz
geceyi yırtar yalnızlığım güneşi yakarım sensiz"
diyen bir şarkıyla yoksa neden insan,bir sevgiliyi değil de çocukluk yıllarını hatırlayıp hüzünlensin-di ki?

bazı şarkıların bu kadar özel olması tam da bu nedenleydi...



3 yorum:

solar dedi ki...

hakikaten de ya, şarkısını duyduğu zaman o anları yeniden yaşıyor gibi oluyor insan. öteki türlü, sadece gözlerinin önünden geçip gidiyor...

lambadaşmışız seninle:) benimki bunun ayaklısından, ama ben pek kullanamıyorum gözlerimi yoruyor kitap okurken.

ZK dedi ki...

Şarkılar hep bunu hep yapıyor. .
Her biri yaşadığımız an'lara çokça anlam katıyor.. Tutsak.. Sevdiğim bi Sezen şarkısı..dır... Sevgimle. .

eti puf dedi ki...

solarcım,
ah ...ah...:)
lambadaşız demek:) ben çok seviyorum benimkini:)

zk,
evet doğru... ne diyelim ozaman "ah bu şarkıların, gözü kör olsun" :)