11 Ekim 2009 Pazar

aşk , sıçmak ve hayat arasındaki ince çizgiler...

birkaç yıl önceydi...
seyhan'la ferzan özpetek'in kutsal yürek filmine gitmiştik...seyhan ,ferzan özpetek'in kayıtsız şartsız bir hayranı olarak filmi çok beğenmiş, bense filmdeki görselliği çok beğenmemekle birlikte filmde sadece adamın:" sensiz nefes alamıyorum" dediği karede tıkanmıştım...



geçenlerde bir arkadaşımın arkadaşıyla tesadüfen bir ortamda tanştık...çok tatlı bir kızdı...
laf lafı açtı bir hikaye anlattı...
üniversitedeyken abisinin bir kızla çıktığını kızla aynı evi falan paylaştıklarını nişanlandıklarını evlenmelerıne çok az bir vakıt kala ise ayrıldıklarını anlattı...
sonra kız üniversiteyi bitirip tayini dolayısıyla doğuya gittiğinden,abisininse bitirip memleketine döndüğünden bahsetti...

sonra abisi 8 ay sonra biriyle tanışıp evlenmiş;fakat birkaç ay sonra kendını ne kadar kandırsa da o kızı unutamayacağını anlayıp evlni ayırmış...
sonra aradan üç yıl geçmiş...
ve abisi sevgilisinin evlendiğini duyduğu gece çok çok çok içmiş...ağlamaktan kendine gelememiş...arkadaş abisine "ne hissediyorsun abi ?" diye sorduğunda:
abisi " nefes alamıyorum" cevabınbı vermiş...

yıllar önce izlediğim ve tek bir karesinde derinden etkilendiğim bu iki sözcüklük cümlenin gerçek hayatta bu kadar canlı bir örnekle yaşandığı hatta bazen sadece filmlere yakışır dediğimz hüzünbaz karelerin gerçek hayatta karşımıza çıktığı örneklerii görünce, umutsuz aşk öykülerine tanıklık edince keşke çocuk olsaydım diyorum...
hatta tıpkı şu fotoğrafını çektiğim şehrin ortasında ,kendisine bakan gözleri hiç sallamadan havuzun ortasına sıçıp sonradan arkaasına dönüp bakmadan giden küçük kız kadar rahat olabilseydim...diyorum...keşke...şu hayatın içine rahatça edebilsem, sonrada arkama bakmadan çekip gitsem....

erkeklerin hayatları boyunca bir kere aşık olabildiklerini düşünmekteyim...

2 yorum:

dodo dedi ki...

selam sevinç, çok sevdiğim bir edebiyat hocam vardı lisede mustafa çetin. Ağır devrimciydi. Çok iyi dinletirdi kendini, dalar giderdim uzaklara. Bir gün derste birinin çok dalgın ve üzgün olduğunu görünce yine uzun bir konuşma çekip sonunu da şöyle bitirdi: "Bu dünyada en derde derman ilaç nedir biliyor musunuz, şöyle sağ elinizi havaya kaldırıp yukardan sol alt çapraza doğru hızla indirirken içinizden gelerek çekeceğiniz bir haa...iktiridir" :))
Çok mu ayıp oldu şimdi bunu anlatmam :))
bana iyi gelir arada o yüzden paylaşmak istedim.

eti puf dedi ki...

bu posta bu yorum cuk oturmuş:) ideal hoca...ben de böle olucam büyüyünce:))