4 Temmuz 2010 Pazar

ölçüsüz duraksız,notasız






Üniversiteyi kazanınca, off neden resimi seçtim,müzik olmalıydı benim hayatım falan gibi her insanın ulşatığını beğenmeme sendromlarından geçmiş sonunda bölümüme alışmış seçimimim doğruluğunda karar kılmıştım...


üniversitede müzik bölüm başkanıylada iletişime geçmiş müzikle ilgili projelerde yer almak istediğimi iletmiştim..
geçenlerde arayıp on yıldır her sene aynı tarıhlerde tekrar ettikleri Fransa'dakı Taizé grubundan etkilenerek oluşturdukları barış korosu için beni de davet etti...
üç günlük bir çalışma sonunda polifonik bir koro oluşturacak her dilde ilahiler ve barış ezgileri okuyacaklardı...

neredeyse tamamı mimarsinan,gazi ve çukurova üniversitelerinden gelen öğrencilerden,mezunlardan,akademisyenlerden oluşuyordu...
bereket üç günlük bir koroydu...üç günden bir saat daha fazla olsa kusacaktım çünkü... çok sıkıldım...anladım ki ben şarkı söylemeyi seviyorum,ölçüsüz duraksız,notasız ,hesapsız...



benim için işin yine en zevkli kısmı koroyu tesadüfen görmüş ve katılmış Boğaziçi üni.psikoloji bölümünden mezun olup sabancıda sosyoloji ve antroploji üzerine master yapan üç hatalığına şehrimde dinlerin insan ilişkileri üzerine etkisiyle ilgili bir araştirma yapan gözde'yle tanışmış olmak oldu...
çok tatlıydı kendisine iki gün modelim olup olmayacağını sordum çok sıcaktı... koroda en sevdiğim zamanlar, aralarda çalıştığımız tarihi alandaki dokuların ve gözde'nin fotoğrafını çektiğim anlar oldu...


ben fooğraf için doğmuşum..beni daha mutlu edebilecek birşey düşünemiyorum...
fotoğraf çekerken de kendi kendime şarkı söylerim sonra onlara uygun bir de fotoğraf çekerim:



"kendimle başbaşa düşündüm deeeeemiiin
artık bir soluksız nefeeees gibisin"

Hiç yorum yok: