28 Mayıs 2014 Çarşamba

Dün anlattı...ev arkadasımın dört yaşındaki yeğenı,anneannesının temızlık için açık bıraktıgı balkon kapısından semaya yol alan uçan balonunun ardından "o şimdi uzayda yalnız kalacak "diyerek bolca gözyaşı dökmüş...çok hoşuma gitti...bir balonun yalnızlıgına kederlenebilen çocuk yüreği versin Tanrı hepimize...başka da hiiiiçbirşeye ihtıyacımız olmaz...neyse çocuk şart değil bir "İNSAN" kalbİ versin...sevebilmek,anlayabılmek için...
çok değerlı bir hocamızın çok çok şeker bir oğlu var adı :Robar..öyle zeki öyle de tatlı bır muhabbetı var kiii...evimi şenlendirsin diye istedim geçen, bana bıraktılar bu şekerliği.... oynarken onunla şunu farkettım gülümseyerek: oyunda ebe bensem kuralları farklı koyuyor, kendısıyse farklı...bende kurallar zorlasıyor halıyle ebeliğimi uzatıyor,keyfıne varıyor kendısınınkı kısacık tabiki...ona hayran hayran bakıp ısırmamak için zor tutuyorum kendımı...bıle ısteye kabul edıyorum oyunun bu adaletsızlıgıni Henüz beş yaşında çünkü....ama otuzunu geçıp hala aynı numaraları yapan,kendısıne göre oyun kuralları koyan, karşıdakıne yasam hakkı tanımayan müsveddelere tavrım aynı olamıyor halıyle...kabul etmıyorum..."hayır artık oynamıyorum oyun bıttı" dıyen şarkılar mırıldanıyorum dınlese de dınlemese de...
ksır yapacaktık aslında....
yeşillikler getircektim,Lice bakkallarının günü geçmiş marullarına kalmayacak diyarbakır'dan alacaktım taze taze...dost muhabbetımızle harıka bir pazar..terletmeyen mis gibi bir güneş olacaktı tepemızde, sonra yorulsak yerde oturmaktan,kamelyaya geçecektık.kahvelerımızı pişirecektik küçük tüpte...
çimen'im yapmadıgı için benimki şekersiz olabılecektı:)
ama yağmura niyetli bir güne göz kırptı sabah...Apartman sakınlerınden özür dileyerek içimden,perdeleri tamamen açıp amy wınehouse dinledim son ses....Sonra bir telefonla,canım arkadasımın ,kahvesinden daha güzel olan şiir zevkiyle bol küfürlü can yücel şiirleri dinledim...herseyin bir çözümü var...
bu da güzeldi.sevgili evren,bizim kısırmız ve senın yağmur planların arasında bir ilişki kurmaya başladım....biz hep plan yapalım sen hep yağmur ver....bayılıyırım!

merhabalar,
kısa bır süre önce yazdıgım şu postumu   ayşe'nın sayfasında yayınlaması sayesınde okuluma 100 kolı malzeme yardımı geldı, kolılerıne duyarlılıkları ve karşılıksız sevgılerıyle beraber  çıkolata koyanlar kart iliştirenler  benı daha da yüreklendırlenler oldu...hepsin sonsuz tesekkür ederım...

2 Ekim 2013 Çarşamba

ah kavaklar...



benım anlayamadıgım nokta, ınternette milyonlarca vıdeo varken neden ınsanlar konserın tadını çıkarmak yerıne elindeki zımbırtılarına yapışıp,konser bırtek kendısıne verılıyormus edasıyla arkalardakılerın göz zevkını bozar acaba??? bir fotograf cekersın ıkı fotograf cekersın de arkadasım vıdeodan ızlemek nıye???? sezen aksu konserıne gıdıp sinir sahıbı oldum döndüm, yanımda yonumdekıne de cemkırdım geldim....
Sezen mii yıne harıkaydı....



17 Nisan 2013 Çarşamba

küçük bir rica...





buradan bir küçük duyuru:
arkadaşlar,ben Diyarbakır / Lice' de görsel sanatlar öğretmeni olarak çalışmaktayım...
çalıştığım okul ilçede taşımalı bır köy okulu.öğrencilerimin çoğunun 10 kuruşluk resiim kagıdını alacak parsı bile yok inanın.
ben bir buçuk yıllık uğraşlarım sonucunda okula bır resim atölyesi açmayı başardım,malzemelerı de kendi imkanlarım doğrultusunda karşılamaya çalışmaktayım fakat yetersiz kalıyorum....Sizden ricam bir tane bile olsa kuru olabılır,pastel olabılır sulu ,guaj herhangi bir boya alıp yollarsanız......




her biriniz birer tane alıp yollasanız bıle düşünün ne kadar olur...
hadi ama bence olamayacak şey değil!!!!
 yaptıkları resimlerden size kartlar yapar,sergimizden fotoğraflar paylaşırız...

                                             butejoy26@gmail.com adresinden haberleşebiliriz...
şimdiden teşekkürler!






30 Eylül 2012 Pazar

LİCE oyun bahçesi

‘Gökyüzü gibi şu çocukluk. Hiçbir yere gitmiyor’. dedirten şaire bu karelerden farklı sahneler değildir bence...bir yere gitmiyor,oldugu yerı zenginleştırıyor....





mahsuscuktan burası onların eviymiş...

mutfagımın arkasında kalan bu ev, bir masal evi sanki...




onların lunaparkı...









hiçbir domates bu kadar lezzetli degıldır emınım....çocuk olmak ne güzel!!!!










8 Mayıs 2012 Salı

UÇURTMA-RDİN

uçurtma uçuran çocuklara başka hiçbir şehirde bu kadar rastgelmedım...Uçurtma Avcısı kitabını hatırlattığından mıdır,en sevdiğim yazarın çocukluk şehrini ondan da okuyup duygulanmamdan mıdır nedir acayip büyülendim,hüzünlendim,gezdim ,geldim...


















3 Mayıs 2012 Perşembe

idare eder.

ah be vedat abi öyle her istediğimiz olsaaaa....
ben de denize dönmek maziyi yenilemek,geleceği çizmek aana hükmetmek ,hayatı hazmetmek ,,hemencecik gitmek kolayca unutmak istiyorum...
ama olmuyor...
sonra sen şarkı yazıyorsun ,ben dınlıyorum...güzel oluyor!

18 Nisan 2012 Çarşamba

saklambaç


onu orda öylece görünce aklıma geliverdi:
"Utanmanın,unutmak sanıldığı yıllarda insan kendi hatıralarıyla bile saklambaç oynayabiliyor.”diyordu sevdiğim bir yazar.
utanmak unutmak ve saklanmak...
muhammet,bilmiyordu,öğretmeninin aklına getirdiği cümleleri...
daha yaşamın nasıl bir oyun olduğunun da farkına varamadığı gibi...
şimdilik sadece utanıyor ve saklanıyordu,
henüz ömrünün yettiği buydu...


6 Nisan 2012 Cuma

iyi ki doğdum gördün mü bak yasımı söyleyemez oldummm


bugün benım doğum günüm...
demiş ki sevdiğim yazar :"Bazen bir gece bir ömür sürer. Gece susar, uzar, kahkaha atar, kıstırır, bunaltır, anlatır, susturur, yazdırır, içtirir, hesaplatır, pişman eder, terletir, yavaşlatır, hatırlatır. Bazen de bir ömre sığmayan geceler var. Ama gece, gecedir ve geceliğini yapar. Ve geçer... Dünyanın son gecesini ve o gecede yaşanacakları merak ediyorum."....

ilk günü zaten farketmeden yaşıyoruz da,ömrünün son gününü kim bilmeye cesaret eder ki hayatta?yine de son günü merak etmeyen var mıdır bilmem ama dilerim hep sevdiklerimizle oluruz,ilk gün son gün hergün,ömrümüz boyunca!
aileme,sevdiklerime,arkadaşlarıma dostlarıma teşekkür ederim,iyi ki varlar sevinir miydim yaşlandım diye yoksa,onlar olmazsa...



ps:fotograftakı nehir'dir benim yegenimdir,kendisini deli gibi özlemekteyimdir...

2 Nisan 2012 Pazartesi

kelimeleri yitirmek...


bir öğrencim öldü...
8.sınıflardan dedi biri,C'ydi şubeside ...
anımsayamadım önce...
hatırlatmaya çalıştı çocuklar"geçen hafta fotoğraf çekilmiştiniz birlikte "
geçen haftayı düşündüm,müdürüm uyarmıştı benı "hocam işiniz ne zaman biter çim ekeceğiz o bahçede"diye.
hatırladım,fotoğraf o andan sonra çekilmişti henüz minicik olan çam agaclarının kendisine bile yetmeyen gölgesınde.
kim bilebilirdi, o son fotograf karesıydı,kaygıyla baktığı bıraktığı gerıye....
sonrasında yağmur şehri terketmedi,çimler ekilmedi, toprak doydu kahverengiye.
çimler ne zaman ekilir ne zaman büyür onlar kolay meseleler de ,
bir fidan kaybettik Lice'de,ben kelimeleri yitirdim yine!!!

hayata dair korkularını endişelerini anlatan öğrencilerim ardından konuyu "herşey geçiyor insan herşeye alışıyor " gibi bir anafikre bağladılar...birkaç örnek de ben verecektim ki,arka sıralardan bir öğrencim "hocam insan herşeye alışıyor,bir tek üvey anneden başka"dedi...
bildiklerimi yuttum,diyeceklerimi unuttum!